24 Ağustos 2009 Pazartesi

İslam ve Kedi


İş bu yazı, kedilerime "tüylüdür, evde beslemek günahtır" diyen sevgili misafirlerime ithaf edilmiştir.. İslamiyet’te kediler “temizlik” ile simgelenmiştir ve saygın bir yer edinmişlerdir.
Öyle ki, Hz. Muhammed’in bile bir kedi dostu olması müslüman kediciler için tam bir övünç kaynağıdır. Zira, kedi beslemek sünnettir.. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza'nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuştu. Hz. Muhammed, kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken... Sahabei Kiram Ebu Nuaym "Ya Resul o sudan kedi içti" deyince, Resulullah "Onlar en temiz ağıza sahiptirler" buyurmuş ve abdest almıştır.. Daha sonra da sahabeden bir hanım şöyle anlatır; Eshab-ı kiramdan Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, "Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, (Kedi pis değildir, etrafınızda dolaşsın) buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim" dedi. Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır; Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. (İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu..

Birgün Abdurrahman b. Sahr adlı bir sahabe bir kediyi kucağına almış onu beslerken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i görür. Kediyi beslediğinden dolayı utanır ve saklanmaya çalışır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)de ona gülümseyerek "Ebu Hureyre (kedilerin babası) utanma, öğün" der ve gider. O günden sonra Abdurrahman b. Sahr'a artık Peygamber Efendimiz (s.a.v)in hitap ettiği gibi hitap edilir. Kendisi de bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hureyre Hz. Muhammed’in kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Abu Hureyra’nın aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan” bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır. Belki bu hadislerden belki de kendi öz inancımızdan bilmiyorum ama çocukluğumuzda kedilerin canını acıtanlar için hep aynı şey söylenir dururdu. “Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir”.
Belki de İslamiyet’teki bu gizli kedi sevgisi sebebi ile İslam ülkelerinin sokakları kedilerle doludur Bir gün namaz kılarken bir yılan Hz. Muhammed’e yaklaşmış arkasından ve Hz. Muhammed’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam Hz. Muhammed’in zor anına yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş. Aktarılan bilgilere göre de kediler mırlamalarında şükredip "ar rahim" diye zikrederler. Dünyaya gelen canlı mitolojisinde Hz. Adem ile başlayan insan sürecinden sonra yaratılan ilk canlılar yılan ve kedidir. Ve ilginçtir ki, hemen her dinde, yılan kötülüğü kedi iyiliği temsil etmiştir. Bugün dahi yılanın en korktuğu canlı kedidir. Öyle ki, kedinin kokusunu aldığı yere giremez yılan..

Evde kedi beslenebilir. Dini açıdan sakıncası yoktur. Nitekim Hz Peygamberin, çoğu sahabe-i kiramın ve çoğu evliya zatların evlerinde kedileri vardı. Örneğin Mevlana'nın velilerinden biri olan Pir Esad Sultan ya da yaygın lakabıyla “Pisili Sultan” da kedileri çok severdi. Tıpkı Hazreti Muhammed ile ilgili hadisleri bizlere aktaran Kedi Babası lakaplı Ebu Hureyre gibi. Öyle ki kedisi ölümünden sonra sandukasının hemen sol tarafına ayakucuna gömülmüştü. Kim bilir Pisili Sultan'ın ayakucunda yatan bu kedicik, Mevlana'nın Mesnevi'sini süsleyen o muhteşem şiirleri sultanının eteğinde doğrudan Mevlana'dan dinlemişti.
Kedilerin evrensel “güçlü olan yaşar” prensibinin en sağlam örneklerinden olduğunu kabul kadar, tüm dinlerin hatta, tek tanrılı dinler öncesi dönemin ilgi duyulan “yaratıkları” olduğunu da kabullenmek gerekiyor. Elbette hiçbir din kedilerle ilgili bir inanç mimarisini sunmaz. Ancak kedilerin mistik bir yönü olduğu da muhakkak. Çünkü hemen tüm inanç pratikleri kedilere bir şekilde gönderme yapmakta.

Derleme: Ben, şahsen, bizzat kendim..
Kaynak: Güvenilir :)

11 yorum:

wmina | queen elisabeth dedi ki...

Çok güzel anlatmışsın TheTurk yalnız biraz paragraflara bölseydin keşke okurken yerimi kaybedince bulması zor oldu xDxD

Bende şunu biliyorum. Teyzem anlatmıştı -ki kendisi kedi(genel oalrak hayvan)hastasıdır.-

Peygamber Efendimiz namaz kılacağı zaman seccadesinin üstünde çöreklenmiş bir yılan görür. Tam secdeye gidecekken kedisi yılanı kovalar. Peygamber Efendimiz namazdan sonra kedisini kucağına alır ve "Dünyada hep 4 ayak üstüne düşesin diye dua eder ve başını okşar. Bu yüzden kedilerin başında 5 adet çizgi vardır ve minareden atılsa bile hep 4 ayak üstüne düşerler denir.

TheTurk dedi ki...

Evet bir rivayet o da var.. Yalnız 4 ayak üstüne düşesin diye değilde, sırtın yere gelmesin diye dua ettiğini okumuştum.
Yılan hususu ise gerçektir. Yılan çok az koku duyusuna sahiptir ama kedi kokusundan kaçar, kediden korkar =)

wmina | queen elisabeth dedi ki...

Evet evet sırtın yere gelmesin di doğru ya :)

Kedi yeraltının gardiyanı olarak geçer bazı yabancı eserlerde..

Zeugma dedi ki...

Neler öğrendim ben sizden böyle.
Yılanı biliyordum da o yılanı bir kedinin kovaladığını unutmuşum:)

Bu arada resimleri çalınan kedi bu galiba. Pek de tatlıymış ama :)

TheTurk dedi ki...

Evet sevgili Zeugma o kedi bu. Çalınan resimleri de aşağılardaki etekliler :)

Yasemin Ünsal dedi ki...

Kedileri sevmiyorum, sevemiyorum.

Adsız dedi ki...

YASEMİN BENCE ONLARDA SENİ SEVMİYOR
SEHER

Sagır Kedi dedi ki...

Çok güzel bir yazı idi..İzin verirsen seni kaynak göstererek blogumda yayınlamak isterim.Çünkü yazı çok anlamlı..Yarısını biliyordum ama tümünü bilmiyordum.Yalnız şu kısım "Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış." fantastik geldi açıkcası..Bence almışlardır kedileri başka yere koymuşlardır bu kadar olmaz:))

TheTurk dedi ki...

Selamlar,
Tabii ki yayınlayabilirsiniz..
Fantastik gelen kısım mutlaka bana da fantastik gelmiş olmalı ki tam 4 kaynaktan doğrulattım bunu. Ama söylenen bu şekilde :)
Zaten ordu sisteminde eşek yükü denen bir olay vardır. Tüm ordu en öndeki tek deveyi/atı/eşşeği takip eder. O yüzden ordunun yön değiştirmesi tek bineğe bağlı. Çok zor bir olay değil :)

kedicibasi dedi ki...

yazınız çok güzel olmuş.Müezza bu ismi sevdim:)kedim olursa adı budur:)

Sagır Kedi dedi ki...

Seni kaynak göstererek blogumda bu yazıyı yayınladım.Sevgiler ve teşekkürler...

Blog Widget by LinkWithin