Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2009 Salı

11 Aylar !

"11 Aylar" bekleniyor kendimce..
.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

İslam ve Kedi


İş bu yazı, kedilerime "tüylüdür, evde beslemek günahtır" diyen sevgili misafirlerime ithaf edilmiştir.. İslamiyet’te kediler “temizlik” ile simgelenmiştir ve saygın bir yer edinmişlerdir.
Öyle ki, Hz. Muhammed’in bile bir kedi dostu olması müslüman kediciler için tam bir övünç kaynağıdır. Zira, kedi beslemek sünnettir.. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza'nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuştu. Hz. Muhammed, kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken... Sahabei Kiram Ebu Nuaym "Ya Resul o sudan kedi içti" deyince, Resulullah "Onlar en temiz ağıza sahiptirler" buyurmuş ve abdest almıştır.. Daha sonra da sahabeden bir hanım şöyle anlatır; Eshab-ı kiramdan Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, "Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, (Kedi pis değildir, etrafınızda dolaşsın) buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim" dedi. Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır; Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. (İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu..

Birgün Abdurrahman b. Sahr adlı bir sahabe bir kediyi kucağına almış onu beslerken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i görür. Kediyi beslediğinden dolayı utanır ve saklanmaya çalışır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)de ona gülümseyerek "Ebu Hureyre (kedilerin babası) utanma, öğün" der ve gider. O günden sonra Abdurrahman b. Sahr'a artık Peygamber Efendimiz (s.a.v)in hitap ettiği gibi hitap edilir. Kendisi de bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hureyre Hz. Muhammed’in kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Abu Hureyra’nın aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan” bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır. Belki bu hadislerden belki de kendi öz inancımızdan bilmiyorum ama çocukluğumuzda kedilerin canını acıtanlar için hep aynı şey söylenir dururdu. “Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir”.
Belki de İslamiyet’teki bu gizli kedi sevgisi sebebi ile İslam ülkelerinin sokakları kedilerle doludur Bir gün namaz kılarken bir yılan Hz. Muhammed’e yaklaşmış arkasından ve Hz. Muhammed’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam Hz. Muhammed’in zor anına yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş. Aktarılan bilgilere göre de kediler mırlamalarında şükredip "ar rahim" diye zikrederler. Dünyaya gelen canlı mitolojisinde Hz. Adem ile başlayan insan sürecinden sonra yaratılan ilk canlılar yılan ve kedidir. Ve ilginçtir ki, hemen her dinde, yılan kötülüğü kedi iyiliği temsil etmiştir. Bugün dahi yılanın en korktuğu canlı kedidir. Öyle ki, kedinin kokusunu aldığı yere giremez yılan..

Evde kedi beslenebilir. Dini açıdan sakıncası yoktur. Nitekim Hz Peygamberin, çoğu sahabe-i kiramın ve çoğu evliya zatların evlerinde kedileri vardı. Örneğin Mevlana'nın velilerinden biri olan Pir Esad Sultan ya da yaygın lakabıyla “Pisili Sultan” da kedileri çok severdi. Tıpkı Hazreti Muhammed ile ilgili hadisleri bizlere aktaran Kedi Babası lakaplı Ebu Hureyre gibi. Öyle ki kedisi ölümünden sonra sandukasının hemen sol tarafına ayakucuna gömülmüştü. Kim bilir Pisili Sultan'ın ayakucunda yatan bu kedicik, Mevlana'nın Mesnevi'sini süsleyen o muhteşem şiirleri sultanının eteğinde doğrudan Mevlana'dan dinlemişti.
Kedilerin evrensel “güçlü olan yaşar” prensibinin en sağlam örneklerinden olduğunu kabul kadar, tüm dinlerin hatta, tek tanrılı dinler öncesi dönemin ilgi duyulan “yaratıkları” olduğunu da kabullenmek gerekiyor. Elbette hiçbir din kedilerle ilgili bir inanç mimarisini sunmaz. Ancak kedilerin mistik bir yönü olduğu da muhakkak. Çünkü hemen tüm inanç pratikleri kedilere bir şekilde gönderme yapmakta.

Derleme: Ben, şahsen, bizzat kendim..
Kaynak: Güvenilir :)

23 Ağustos 2009 Pazar

Ramazan #2


Geçen hafta gasilhanede hocalarla ramazan muhabbeti yapmıştık..
Hoca, hocadır.. Bir önceki din etiketli yazımda da değindiğim gibi, olmayanı olur gösterme mevzuu yine..
Ramazan'ın bu sene ağustosa denk geldiğinden, çok sıcak olacağından, orucun zorlaşacağından dem vuruyordum ki, atladı oradan hazret: "Merak etme patron, Allah verir kolayını serinler hava.."
Ayy bir mutlu oldum, bir mutlu oldum ki.. Demek ki kuş gibi hafif geçecek ramazan yine derken..
Ramazan'ın girmesiyle tesadüf ki hava sıcaklığı artmaya başladı Bursa'da.. Herkesin dili dışarıda :)
Yahu Allah neden yazı kışa çevirsin ki biz rahat oruç tutalım diye?
Vermiş emri bir kere, farz etmiş.. Demiş ki; "Ramazan ayında benim için oruç tutacaksın!" Bitti..
Uzatmanın, süslemenin, kolaylamanın, kolaya kaçmanın, sempatik göstermenin manası ne?!
İnanıyorsan, ibadet etmek istiyorsan, kolay-zor, soğuk-sıcak demeden tutacaksın orucunu..
Tutmayan da tutmayacak.. İnanıyorsa Allah'a hesap verecek. Bence, inanmıyorsa da verecek..
Ama o verecek yahu, sana ne be adam!
Belki gereksiz uzatıyorum bu konuyu ama, bu tür allama pullamalara sinir oluyorum!
Madem bu kadar kolaylaştırmak istiyorsun, oldu olacak otur bi simülasyon geliştir, gözlük takalım hacca gitmiş olalım. Yada ne bileyim namaz makinası yap, otomatik kıldırsın bize..
Yahu zorluk olmadan, zorluk çekmeden zaferin ne anlamı var?
Hiç bir büyük zafer yoktur ki, dikensiz yollardan gidilsin.. Neyse..

Su insan vücudunun en olmazsa olmazı.. Bilinenden çok çok daha gerekli..
Bünye susuz kaldığı zaman, akıl da gidiyor.. Hele bir de sigara tiryakisiysen..
Yapacaklarını unutuyorsun, trafikte potansiyel canavarsın vs..
O gassal imam arkadaşımızı dün dili dışarıda, hayattan bezmiş görünce bu karikatür geldi aklıma :)

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Hadis Meselesi !


Hadis-i Şerif, Hz. Muhammed (SAV)'in söylediği sözler anlamına gelir..
Cahiliye devri, islam öncesi Arap Yarımadası'nın durumudur..
Lakin, değişen bir şey olmamış, kanaatimce o mübarek sözler günümüze dürüstçe gelememiştir.
Hadis vardır, sahih hadis vardır.. Sahih hadis nedir? Gerçek hadistir.. Ama neye göre, kime göre?
Sahih denilen hadislerin doğruluğu da şüphelidir..
Misal;
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışınız."
Bugün her hocanın (hele cenaze namazlarında) ağzından düşürmediği ve hadis dediği bir cümledir.
Evet güzel bir cümledir. Ama hadislik ile ilgisi yoktur. Ne hadistir, ne sahih hadistir.
Bu sözü peygamber efendimiz söylememiştir. Bu cümlenin orjinali şudur;
"Bu insanlar hiç ölmeyeceklermiş gibi çalışıp, ölmek üzerelermiş gibi tıkınıyorlardı."
Kim söylemiştir? Plato!
Kimler için söylemiştir? Agrigentum'lular için!
Plato kimdir? Milattan önce 427 yılında (yani 2436 yıl önce) doğmuş, Yunan filozoftur..
Agrigentum neredir? Sicilya adasının güney kıyısında bir antik kenttir..

Hz. Muhammed (SAV)'in her sözü mutlak güzeldir. Ama her güzel söz de O'nun değildir..
Bu çoğu hoca kısmının, peygamberi, dini, kitabı sevdirmek için bunca kasması nedendir?
Bu neyin çabasıdır?! İslam ehlinin aklı fikri yok mudur? Sen sevdirmezsen, sevemeyecekler midir?
Olmayanı, oldu göstermek ile kimi, neyi yücelttiklerini sanmaktalar?
Bu sözü Plato söylemişse gidip ona mı tapacağım ben? Doğrusunu öğren, öğret ki hoca olasın!
Halbuki, bunu sözde çok okuyup takip ettikleri Fethullah Gülen hocaefendileri bile açıklamıştır!
Hoş onu da okudukları yok ya!

Bu hadis meselesine bir örnekte şudur ki;
"Ben Arap'ım ama Arap benden değildir" / "Arapları seviniz çünkü ben de Arap'ım"
Bu cümlelerin ikisine de bazı çevrelerce hadis denilir. Tabii birini kabul eden diğerini kabul etmez..
Bence ikisi de hadis değildir, uydurmadır.
Överken "7 cihan serveri", "Uğruna 18.000 alem yaratılan", "Allah'ın sevgilisi" tabirlerini kullandığımız birini, ben "Arap" kabuğuna sığdıramam!
"Arap değilse neden oraya indi, neden Türkler'e inmedi?" türü Arap sevdalısı soruları da,
'Araplar bozuktu, Türkler değildi. Peygamber yol gösteren demektir, yolunu kaybedenlere indi" diye cevaplamakla mükellefim ben, şahsen, bizzat kendim!

21 Ağustos 2009 Cuma

Ramazan

Ramazan geldi, hoş geldi..
Mahya ışıkları çıktı yine piyasaya.. Seviyorum bu tarzı.. Camiler daha sempatik oluyor..
O kadar sempatikleşiyor ki, millet namaza koşuyor.. Başka açıklaması yok bunun..
Ramazan geldi.. Herkeste bi huşu, herkeste bir Allah aşkı, herkeste bir ibadet sevdası..
Otuz gündüz ağzını kapat, arın-kurtul günahlarından.. Hele bir de akşamına teravih kıldın mı..
Ne? Bir de bütün bunların üstüne yasin mi okudun? E sen oldun artık o vakit! Erdin gitti!
Artık gönül dostların Celaleddin Rumi, Tebriz'li Şemsi.. Kurtardın paçayı şeytandan artık..
Uçmaya hazır ol rüyalarında.. Bu uçuşların birinde de kesin peygamberimizi de görürsün..
Ben gördüm, ordan biliyorum.. Yanında da kavrukça bir adam.. Bilal Habeşi yahu, tanımadın mı?
Ulan!
Nasıl kızıyorum size anlatamam!

Maşallah ki televizyonlarımız da buluyor hak yolunu bu ay.. Her kanal bir babayı taşıyor ekrana.
Bu kervana en son Kurtlar Vadisi'nin Ömer Baba'sı eklendi, inanamadım. Bu da ayrı bir konu..
Neyse, bu babalar da pek nur yüzlü oluyor genellikle.. Al içine sok, o derece ak-pak..
Her sene aynı sorulara cevaplar veriyor bu babalar..
"Hocam, flüt çalmak orucu bozar mı?"
- Bozmaz evladım!
"Hocam, sakız çiğnemek orucu bozar mı?"
- Zıkkım çiğne evladım!
"Hocam biz köyde eşşek sürerük, eşşeğin semerinin kaşi celii öyle oraya da ıslanii öyle orasi.. Yıkanmak gerekiyür mi?"
-Tabii ülmühüm. Ha eşşeğin semerinin kaşi, ha s...... başi.. Tabi ki yıkanacaksın yaw"
"Hocam, kocam işsiz, ben çalışsam caiz midir?"
- Caizdir evladım! Ama kocan da iş bulsun!
"Hocam, kocam işsiz diye babam boşanmamı istiyor, ne yapmalıyım? Siz ne derseniz onu yapacağım!"
Bu sorunun devamında da kocasının nasıl iyi biri olduğundan, ama şanssız olduğundan bahsetti..
Bunun cevabı benden gelsin o zaman: Allah belanızı versin kadın! Babanın da, senin de!
Yahu böyle soru olur mu? Hoca "boşan" dese boşanacak! Ne günlere geldi bu memleket!
Evlenmişsin, çoluk çocuğun var! Çocuğun yoksa kedin, köpeğin, itin, tımarın var!
Paylaştığın bir hayatın var! Gençliğini verdiğin bir kocan var! Paylaştığın yastık var!
Hiç mi önemi yok bunların be kadın?! Ne demektir -hoca ne derse- onu yapmak?!
İşsiz diye "boşan" diyen babanın nasıl bir kalbi vardır? Bu evladını korumak mı oluyor?

Türk aile yapısından kim bahsedebilir ki artık? Bu iş ramazan hocalarına kalmış!
Vah benim aile kültürüme! Vah benim cahil yurdumun, cahil insanına! Vah!
Blog Widget by LinkWithin