Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2009 Cumartesi

Portre #7

27 Aralık..
Ulusal marşımızın müellifi milli şair, düşünür, veteriner, öğretmen, vaiz, hafız, milletvekili Mehmed Âkif Ersoy'un ölüm yıldönümü.
İstiklâl Marşı en çok bilinen eseridir şüphesiz. Tüm eserleri bilinmelidir. Haktır.
Dosdoğru bir adamdır. Öyle ki, kimisi "gavur baytar" dedi onun için, kimisi "yobaz hoca"..
Bense şöyle diyorum;
"İyi ki safahat isimli esere ve her duyduğumda tüylerimi diken diken eden o milli güfteye sahibim..
Allah rahmet eylesin"

Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem..
Biri ecdâdıma saldırdı mı hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!- Hiç olmazsa yanımdan koğarım..
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam..
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle..
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim..
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim!
Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım..
Çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Ex ?

Eski Karım / Orhan Veli
Nedendir, biliyor musun;
Her gece rüyama girisin?
Her gece şeytana uyuşum,
Bembeyaz çarşafların üstünde?
Nedendir, biliyor musun?
Seni hala seviyorum, eski karım.
Ama ne kadınsın, biliyor musun?




Eski Karım / Ceyhun Yılmaz
Hala sen varmışsın gibi iki yastıkla yatıyorum..
Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim..
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı..
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar! Bütün mahalle..
Hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor..
Ne garip bu insanlar! Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki, yaşıyormuşum gibi..

16 Ağustos 2009 Pazar

Portre #3: Zeki Müren


Beni, Bursa sokaklarında vurdular..
Güneşi olmayan bir sabahta, yeşil şarap aktı bileklerimden..
Bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda, piccadilly kızları öbek öbek pınarlarımda..
Sarhoşlar avuçlarımda yürüdü, ömür çizgim bir postalın kabarasında..
Güneşi olmayan bir sabahta, beni Bursa sokaklarında vurdular..
Küf kokan kızlar taşıdı kollarımdan, terli köy çocukları..
İşkembe işkembe eller, sarımsı sarımsı dişler, tüm sarı ne varsa, tüm solgun her şey..
Eflatun gözler, siyah dudaklar piccadilly kızlarında..
Beni Bursa sokaklarında vurdular.. Bir akşam gazetesinde sayfa sayfa ismim..
Karakol taşları hep soğuk mudur? Ağustosta da nem nem midir merdivenler?
O günden beri güneşsiz sabahlardan korkarım..
O günden beri.. O sokağın her taşında, ben varım..

13 Ağustos 2009 Perşembe

Bursa'da Zaman

Bursa'da eski bir cami avlusu, Küçük şadırvanda şakırdayan su..
Orhan zamanından kalma bir duvar, Onunla bir yaşta ihtiyar çınar,
Eliyor dört yana sakin bir günü..
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü, İçinden gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden..
Ovanın yeşili göğün mavisi, Ve mimarilerin en ilahisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim; Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim..
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın, Hala bu taşlarda gülen rüyanın,
Güvercin bakışlı sessizlik bile, Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle..
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası.. Muradiye, sabrın acı meyvesi,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer.. Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin, Sesi nabzım olmuş hengamelerin,
Nakleder yadını gelen geçene..
.
Bu hayalde uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler..
Gümüş aydınlıkta serviler, güller.. Serin hülyasıyla çeşmelerinin..
Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından,
Billur bir avize Bursa'da zaman..


Yeşil Türbesini gezdik dün akşam..
Duyduk bir musikî gibi zamandan, Çinilere sinmiş Kur'an sesini..
Fetih günlerinin saf neşesini, Aydınlanmış buldum tebessümünle..


İsterdim bu eski yerde seninle, Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde... ve ufkumuzu,
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk.. Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette, Ölüm bu tılsımlı ebediyette..
Belki de rüyası büyük cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin.
.
Ahmet Hamdi Tanpınar

11 Ağustos 2009 Salı

Portre #2: Özdemir Asaf


Dün sabaha karşı kendimle konuştum..
Ben, hep kendime çıkan bir yokuştum..
Yokuşun başında bir düşman vardı,
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum!

9 Ağustos 2009 Pazar

Portre: Nef'i


Tahir efendi bana kelb demiş,
İltifatı bu sözde zahirdir..
Maliki mezhebim zira,
İtikadımca kelb tahirdir..

Kelb: Köpek
Tahir: Temiz
Blog Widget by LinkWithin