TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2010 Cuma

Yorumsuz




17 Eylül 2009 Perşembe

Kapak !

TV ekranlarında hep aynı haber: Cem Garipoğlu yakalandı
Hatta Müge Anlı zibidisi ekranın altındaki "teslim oldu" yazısını, hafifletici sebep olur diyerek değiştirtiyor rejisine. Sonra "teslim oldu" yazısı, "yakalandı" olarak değiştiriliyor..

Bu ülkenin hukuk düzeni o kadar mal yani değil mi Müge zibidisi? Seni izleyen hakim etki altında kalıp hafifletmeyecek Cem'in cezasını.. Çok yaşa e mi Müge.

Ne yakalanması yahu? Konduramıyorsunuz apaçık teslim olmasını. Nefret ediyor olabilirsin, ama haberciysen objektif olmak zorundasın kardeşim. Yok ben olamam objektif diyeceksen, o işi yapmayacaksın!

Cem oğlanı şöyle diyor ifadesinde: Korktuğum için değil, babam suçsuz yere hapiste, ona üzüldüm. O yüzden teslim oldum.
Bunun açılımı şu: "Ben teslim oldum. Teslim olmak istediğim için teslim oldum. Ben teslim olmasam nah yakalardınız"
Kavgada söylenmez bu cümle.. Koskoca emniyet teşkilatına bir kapak bu.
Ardından da diyor ki: Hiç yurtdışına çıkmadım. Hep İstanbul ve civarındaydım
Al işte bir kapak daha..
Koskoca vali, koskoca il emniyet müdürü ne demişti: "Yurtiçinde olması mümkün değil. Yoksa yakalardık. Ama yine de çember daralıyor"

Benim saf insanım da bunlara inandı tabi. Çokbilmiş Müge insanı falan hiç sormadı mesela şunu:
"Yaa valim yeme bizi, 17 yaşında bir çocuk tek başına yurtdışına çıkamaz. Veli izni gerekir. Diyelim ki ailesi yurtdışına kaçırdı, hani bunun kayıtları? Kayıtlardan kaçması mümkün değil! Başbakan bile özel vizesiz çıkamaz!"

Hadi parçaları birleştirelim şimdi:
Tam 200 gün.. 7 ay..
Taa ilk günden oluşan kamuoyu baskısına rağmen..
Yüzünü ezberlemeyen yurdum insanı kalmayacak kadar medyatik..
17 yaşında bir çocuk.. İstanbul'da.. Saklandı.. Sakladılar..
Her birimiyle tam saha pres yapan teşkilat, bulamadı..
Sonra çocuk teslim oldu.. Teslim olmasa hala Ermenistan'da çemberler daraltılacak..
Sonra vali, emniyet müdürü, il emniyet müdürü basın toplantısında şov yaptı..
Yakalamışlar..
Sonra kıytırık televizyoncular hafifletici unsur olmasın diye şöyle yazdılar: Yakalandı.
Sonra ben, şahsım, bizzat kendim şöyle dedim: Hadi len!

İş bu yazı bir kovalanmaç öyküsüdür.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

TRT Şaş !


TRT haberlerini seyrediyordum.. Kürt Açılımı ile alakalı bir haber esnasında şaştım kaldım..
TRT'nin haber spikeri en azılı açılımcıların sözcüsü gibi konuşuyor, yorumluyor, muhalefete giydiriyor!
Resmen hükümet sözcülüğü yapıyor adam.. Bu nedir yahu?! Hiç böylesine denk gelmemiştim..
Tamam TRT devlet kanalı, tamam her hükümet kendi adamını atıyor kurumun başına ama nice hükümetler sırasında nice TRT haberi izlemişliğim vardır, hiç rastlamamıştım bugüne kadar..
Kadrolaşma her hükümet döneminde vardır. Ama bu kadar da göz önünde olmaz ki! Ayıp!

Gelelim "Kürt Açılımı" meselesine..
Öncelikle bu bir balondur.. Demokrasi balonudur.. İçi boştur.. Dolu da olmamalıdır zaten..
Pozitif ayrımcılıktır bir kere.. Adında bile hayır yoktur.. Neyi, kime açıyorsunuz efendiler?!

Gelelim açılımın açılışına..
*Öcalan'a tecrit bitecek..! Yanına 3-5 mahkum gönderilerek.. Pek tabi bunlar da o yolun yolcularından olacak.. Yani Öcalan'a volta arkadaşı gönderilecek.. Sıkıyorsa gönder 80 ülkücülerinden..
Yada gönder bir şehit yakınıı mahkumu.. Hadi kaynaştır-barıştır bakalım :)
*Vatandaşlıktan Çıkarılan Kürtlere İade-i Vatandaşlık..! Yahu adamlar zaten "Bize zorla Türk kimliği veriyorlar, TC yazan, ay-yıldızlı kimlik veriyorlar" diye böğürmüyorlar mı?
*Bölge Vatandaşına Şefkat..! Nasıl yani? Egedekine zulüm mü? Yada şimdiye kadar Egedeki kollanıyordu da GüneyDoğudakilere zulüm mü vardı? Egeli bir çocuğun elinde Apo posteriyle polisin kafasına taş attığı görülmüş mü? Bunun açılımı da, hani, polisi taşlayan çocuğa polisin iki tokat atması ile oluşmuş sözde zulüm mekanizması..
*Kürtçe Engelinin Kaldırılması..! Kürtçe köy isimleri konulabilecekmiş.. Kürtçe isim konulabilecekmiş bebelere.. Kürtçe yayın serbest bırakılacakmış.. TRT-Şeş unutuldu sanırım :)
En acısı da, askeri bölgelerde dağlarda yazan "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözleri silinecekmiş..
İncitici oluyormuş zira.. Hasbinallah..!

Açılım açılım dedikleri de bu işte.. Daha da açılmaz.. Zira ne daha da açılacak yerimiz kaldı, ne açtıracak bir ordumuz.. Maksat gündem olsun.. Ama ne gerek var cici görünmeye? Ne gerek var görevini yapan muhalefete "oy peşindeler" giydirmesine? Ne gerek var açılıma?
Laz Açılımı nerede diye sorarlar adama.. Hanimiş Çerkez Açılımı? Peki ya Rum Açılımı?
Bunlar da bizim vatandaşımız değiller mi? Bunlara da bir şey açmamak ayrımcılık olmaz mı?
Bu insanlar birşeyler açtırabilmek için illa ellerine silah alıp masum kanı mı dökmeliler?
Devletimiz sağolsun bize yeter demeleri ceza mı olmalı bu insanlara? Yapsanıza bir kıyakta bunlara? Yada kimseye yapmayın.. Budur, pozitif ayrımcılık dediğim işte!
Ergenekon içeride, Nurgenekon dışarıda..

Hacı Bektaş demiş ki, "Bir olalım, iri olalım, diri olalım"..
Atatürk demiş ki, "Türk demek, Türkçe demektir.. Ne mutlu Türk'üm diyene"..

Bize daha da diyecek söz bırakmamışlar..
Anlayan anlar, anlamayan akar gider..

23 Ağustos 2009 Pazar

3G


Turkcell bu kez becermiş şu reklam işini..
Benim dilime bile pelesenk oldu.. Şarkı güzel, oyuncular güzel, reklam güzel..
Evrim Solak (Küçük Kız Kardeş) ve Zeynep Evrim Aydın (Abla) çok tatlı oynamışlar..
Birbirlerine çok uyumlular ve gerçek abla-kardeş gibiler sanki.. Gülücükler bile kardeş..
-Sana aldığım kolyeyi mi takıyorsun?
-Böyle her zaman yanımda oluyorsun..
Blog Widget by LinkWithin