
TV ekranlarında hep aynı haber:
Cem Garipoğlu yakalandıHatta Müge Anlı zibidisi ekranın altındaki "teslim oldu" yazısını, hafifletici sebep olur diyerek değiştirtiyor rejisine. Sonra "teslim oldu" yazısı, "yakalandı" olarak değiştiriliyor..
Bu ülkenin hukuk düzeni o kadar mal yani değil mi Müge zibidisi? Seni izleyen hakim etki altında kalıp hafifletmeyecek Cem'in cezasını.. Çok yaşa e mi Müge.
Ne yakalanması yahu? Konduramıyorsunuz apaçık teslim olmasını. Nefret ediyor olabilirsin, ama haberciysen objektif olmak zorundasın kardeşim. Yok ben olamam objektif diyeceksen, o işi yapmayacaksın!
Cem oğlanı şöyle diyor ifadesinde: Korktuğum için değil, babam suçsuz yere hapiste, ona üzüldüm. O yüzden teslim oldum.
Bunun açılımı şu: "Ben teslim oldum. Teslim olmak istediğim için teslim oldum. Ben teslim olmasam nah yakalardınız"
Kavgada söylenmez bu cümle.. Koskoca emniyet teşkilatına bir kapak bu.
Ardından da diyor ki: Hiç yurtdışına çıkmadım. Hep İstanbul ve civarındaydım
Al işte bir kapak daha..
Koskoca vali, koskoca il emniyet müdürü ne demişti: "Yurtiçinde olması mümkün değil. Yoksa yakalardık. Ama yine de çember daralıyor"
Benim saf insanım da bunlara inandı tabi. Çokbilmiş Müge insanı falan hiç sormadı mesela şunu:
"Yaa valim yeme bizi, 17 yaşında bir çocuk tek başına yurtdışına çıkamaz. Veli izni gerekir. Diyelim ki ailesi yurtdışına kaçırdı, hani bunun kayıtları? Kayıtlardan kaçması mümkün değil! Başbakan bile özel vizesiz çıkamaz!"
Hadi parçaları birleştirelim şimdi:
Tam 200 gün.. 7 ay..
Taa ilk günden oluşan kamuoyu baskısına rağmen..
Yüzünü ezberlemeyen yurdum insanı kalmayacak kadar medyatik..
17 yaşında bir çocuk.. İstanbul'da.. Saklandı.. Sakladılar..
Her birimiyle tam saha pres yapan teşkilat, bulamadı..
Sonra çocuk teslim oldu.. Teslim olmasa hala Ermenistan'da çemberler daraltılacak..
Sonra vali, emniyet müdürü, il emniyet müdürü basın toplantısında şov yaptı..
Yakalamışlar..
Sonra kıytırık televizyoncular hafifletici unsur olmasın diye şöyle yazdılar: Yakalandı.
Sonra ben, şahsım, bizzat kendim şöyle dedim: Hadi len!
İş bu yazı bir kovalanmaç öyküsüdür.