Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2011 Pazar

Yayın Akışı

Şeker Reyiz ile Uyku Saati..
@ kedi sepeti tv


Dudu Hatun ile Oyun Saati..
@ mutfak dolabı tepesi tv

29 Mart 2011 Salı

Acem Kızı

13 Şubat 2011 Pazar

Piçim..



20 Aralık 2010 Pazartesi

Pisi Pisi Kopatım !


9 Aralık 2010 Perşembe

Reyiz !

Deplasmana gidek mi kanka?

2 Aralık 2010 Perşembe

Yakaladım!

3 Ekim 2009 Cumartesi

4 Ekim

BURSALI HAYVANSEVERLER 4 EKIMDE KENT MEYDANINDA:
4 EKIM HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ * BURSA
Tarih: 04 Ekim 2009 Saat: 02:00
Yer: BURSA OSMANGAZİ METRO İSTASYONU (KENTMEYDANI YANI)
İletişim: Aysun Canıtez ( 0535 740 79 65 )
Açıklama: 4 Ekim Pazar günü saat 14.00'de Osmangazi metro istasyonu önünde toplanıyoruz.
Kent meydanına kadar kısa bir yürüyüş ve basın açıklamasıyla birlikte etkinliğimize devam edeceğiz. Tüm hayvanseverleri bekliyoruz.
Kipa'ya da teşekkür.. Az değil indirim miktarı.. Göstermelik değil yani.. Değerlendirmek lazım..

15 Eylül 2009 Salı

Candan








.

11 Eylül 2009 Cuma

Rahmet !

Yağmurun sesine bak..

Yağmur.. Azı karar, çoğu zarar..
Rahmet denilirya yağmur için.. Sel felaketinde yitip giden canlara rahmet oldu bu sefer..
Yitip gidenler sadece insanlar da değildi hem.. Bahçeşehir Hayvan Barınağı da sele teslim oldu.
Çok acı. Biçare yavrular kaçamadı. Toplamda, çoğu yavru olmak üzere en az 130 kedi ve köpek öldü.
Acı çekerek, boğularak, can çekişerek telef oldular. Ve kimbilir barınak dışındaki yüzlercesi de..
İstanbul'u izliyorum, gözlerim açık..
Bir yanda barınakta gönüllü hayvan dostları.. Öte yanda yağmacı, şerefsiz, bir dolu kaçık!

8 Eylül 2009 Salı

Av !







"Kuş Peşinde"

25 Ağustos 2009 Salı

Form Durumu






%100 Fit..

24 Ağustos 2009 Pazartesi

İslam ve Kedi


İş bu yazı, kedilerime "tüylüdür, evde beslemek günahtır" diyen sevgili misafirlerime ithaf edilmiştir.. İslamiyet’te kediler “temizlik” ile simgelenmiştir ve saygın bir yer edinmişlerdir.
Öyle ki, Hz. Muhammed’in bile bir kedi dostu olması müslüman kediciler için tam bir övünç kaynağıdır. Zira, kedi beslemek sünnettir.. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza'nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuştu. Hz. Muhammed, kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken... Sahabei Kiram Ebu Nuaym "Ya Resul o sudan kedi içti" deyince, Resulullah "Onlar en temiz ağıza sahiptirler" buyurmuş ve abdest almıştır.. Daha sonra da sahabeden bir hanım şöyle anlatır; Eshab-ı kiramdan Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, "Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, (Kedi pis değildir, etrafınızda dolaşsın) buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim" dedi. Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır; Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. (İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu..

Birgün Abdurrahman b. Sahr adlı bir sahabe bir kediyi kucağına almış onu beslerken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i görür. Kediyi beslediğinden dolayı utanır ve saklanmaya çalışır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)de ona gülümseyerek "Ebu Hureyre (kedilerin babası) utanma, öğün" der ve gider. O günden sonra Abdurrahman b. Sahr'a artık Peygamber Efendimiz (s.a.v)in hitap ettiği gibi hitap edilir. Kendisi de bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hureyre Hz. Muhammed’in kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Abu Hureyra’nın aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan” bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır. Belki bu hadislerden belki de kendi öz inancımızdan bilmiyorum ama çocukluğumuzda kedilerin canını acıtanlar için hep aynı şey söylenir dururdu. “Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir”.
Belki de İslamiyet’teki bu gizli kedi sevgisi sebebi ile İslam ülkelerinin sokakları kedilerle doludur Bir gün namaz kılarken bir yılan Hz. Muhammed’e yaklaşmış arkasından ve Hz. Muhammed’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam Hz. Muhammed’in zor anına yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş. Aktarılan bilgilere göre de kediler mırlamalarında şükredip "ar rahim" diye zikrederler. Dünyaya gelen canlı mitolojisinde Hz. Adem ile başlayan insan sürecinden sonra yaratılan ilk canlılar yılan ve kedidir. Ve ilginçtir ki, hemen her dinde, yılan kötülüğü kedi iyiliği temsil etmiştir. Bugün dahi yılanın en korktuğu canlı kedidir. Öyle ki, kedinin kokusunu aldığı yere giremez yılan..

Evde kedi beslenebilir. Dini açıdan sakıncası yoktur. Nitekim Hz Peygamberin, çoğu sahabe-i kiramın ve çoğu evliya zatların evlerinde kedileri vardı. Örneğin Mevlana'nın velilerinden biri olan Pir Esad Sultan ya da yaygın lakabıyla “Pisili Sultan” da kedileri çok severdi. Tıpkı Hazreti Muhammed ile ilgili hadisleri bizlere aktaran Kedi Babası lakaplı Ebu Hureyre gibi. Öyle ki kedisi ölümünden sonra sandukasının hemen sol tarafına ayakucuna gömülmüştü. Kim bilir Pisili Sultan'ın ayakucunda yatan bu kedicik, Mevlana'nın Mesnevi'sini süsleyen o muhteşem şiirleri sultanının eteğinde doğrudan Mevlana'dan dinlemişti.
Kedilerin evrensel “güçlü olan yaşar” prensibinin en sağlam örneklerinden olduğunu kabul kadar, tüm dinlerin hatta, tek tanrılı dinler öncesi dönemin ilgi duyulan “yaratıkları” olduğunu da kabullenmek gerekiyor. Elbette hiçbir din kedilerle ilgili bir inanç mimarisini sunmaz. Ancak kedilerin mistik bir yönü olduğu da muhakkak. Çünkü hemen tüm inanç pratikleri kedilere bir şekilde gönderme yapmakta.

Derleme: Ben, şahsen, bizzat kendim..
Kaynak: Güvenilir :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Şımarık !

Kendini kral zannediyor! Haşmetmeapları biraz önce bir sinir fırtınası daha yaşattı huzurlu hanemize!
Yahu bir insan bu kadar şımarık olamaz! Hele bir hayvan hiç olamaz!
Son bir saattir başımızın etini yedi resmen.. Dışarı çıkmak istiyormuş devletlü!
Dışarı dediğimde daire kapısının önü! Çıkıpta ne yapacak? Kapının tokmağını koklayacak!
Kapının tokmağını koklamak için çıkardığı yaygara akıl almaz!

Yahu sen ev kedisisin! Hadımsın.. Ne işin var dışarıda? Nedir istediğin?
Sana dünyanın aşısını yaptırdık, dünyanın oyuncağını aldık, ne maman eksik kaldı, ne catnipin!
El bebek gül bebek baktık, başında nöbet tuttuk, uyumadık uyuttuk, yemedik yedirdik, içmedik içirdik! Yetmedi, azdın.. Gittik sana Acem gelin aldık. Onu da iyi edemedin, elimizde patlattın!
Bir torun veremedin kucağımıza, yine de yüzüne vurmadık! Evlat dedik bağrımıza bastık!

Mırladın, zırladın annen yine kıyamadı kalktı yatağından seni kapıya çıkardı kucağında..
İçeri girdin sustun, o yatınca yine başladın. Doymak nedir bilmedin! Şımarıksın!
Yahu kedi dediğin "mivv" der, bilemedin "miyav" der! "Vıaaaaa" nedir lan? Bu nasıl iğrenç bir sestir!
Senden başka hiç gördün mü "vıaaaa" diye miyavlayan kedi?! Gıcık herif!
Bu orjinal "vıaaaaa" miyavlamanı bize bir saat dinlettin, en sonunda hanımdan azar işittirdin bana..
Seninle ilgilenmiyormuşmuşum diye! Bak sen!
Neyinle ilgileneyim senin ulan! Şımarıklığından, sevgi arsızlığından fırsat mı bırakıyorsun ilgilenmek için! Şu zevcen DuDu'dan utan! Bak bir kere sesi çıkıyor mu? Bir de senden 2 ay küçük olacak..
Hiç mızmızlanıyor mu? Hiç kapris yapıyor mu?! Bahtsız kızımın ağzı var, dili yok!

Zaten kedi normallerinin 3 katısın! Tek doğmuşsun, tamam annenin tek yavrusuydun belki..
Ama bu kadar da şımarıklık olmaz ki! Kesin anne karnında diğer kardeşlerini de sen yedin!
Anneni emerdin, kadıncağız 10 dakika yerinden kalkamazdı takatsizlikten!
Senin bir ayda yediğin mama, cemil cümle mahalle kedilerini aylarca külliyen doyurur!
Bir şey dedik mi?! Yeme dedik mi?! Esirgedik mi hiç?! Kaçırdık mı önünden?!
Yediğin önünde, yemediğin arkanda! Bir elin yağda bir elin balda!
Sevgi desen taa yürekten! İlgi desen baştan,tırnaktan! Hatun desen Acem elinden!


Hiç bakma öyle melül melül!
Tamam ilk göz ağrımızsın ama bu denli şımarıklığının sebebi ne ola ki?!
Başını sevdirmeden mama yemezsin..
Elden ve akan sudan olmazsa su içmezsin..
Azıcık süt içsen binbir nazla inadına kusarsın..
DuDu girmesin diye tuvaletini kokutursun..
DuDu'cuk kuaförden gelir, dayak atarsın..
Kapının tokmağını koklamak için zevcemle beni tartıştırırsın..
Nedir evlat senin benimle alıp veremediğin?!
Şeytan mı girdi oğlum senin içine?
Bi okutup üfletelim mi sana? Muskanı da tasmana mı takalım?!
Ne zannediyorsun oğlum kendini? Kral mı? Peh! Lan kırmızı tasma takıyorsun!
Ulan her tarafın kral olsa ne yazar be.. Adın, Şeker işte! Şeker kral.. Nhahahaha!
Bu evin reisi benim evlat! Bu evde bir kral varsa, o da benim! Hiç heveslenme!
Bakma öyle dedim!
Bakma len!

9 Ağustos 2009 Pazar

Ah Dudu, Vah Dudu !


Masum yüze aldanmamak lazım..
Sabah şangırtıyla uyandık.. Yine gitti vazo..
Dün aldık, bugün yok oldu.. Bu kaçıncı vazo hemde..
Ama kızamıyoruzda vazoyu devirip "kazaydı" bakışına,
kaza olmadığını bildiğimiz halde.. İşte şeytan bunun burasında!

Mevlana, bizim DuDu için söylemiş sanki:
"Bazen melekler kıskanır masumiyetimizi,
ve bazen kötülüğümüzü görür de kaçacak yer arar şeytan"

6 Ağustos 2009 Perşembe

KİM BUNLAR ?



Kim ki bunlar?
Dudu'muz, Şeker'imiz.. Bunlar bizim evlatlarımız.. Bu böyle biline..
Bizim stajımız.. Önce bunlara bakmayı öğrenip, sonra insan evladımıza bakacaklarımız..
Bebeğimiz doğduğunda kollarına sepet takıp sokağa atmayacaklarımız bunlar..
Ellerimizle büyüttüğümüz, doyurduğumuz.. İzlediklerimiz, sevdiklerimiz..
Elimize doğanlar bunlar.. Bir işi beceremediklerinden kısırlaştırdıklarımız bunlar..
Blog Widget by LinkWithin