Bir gün hoş birini görürsün,Ve bir bakarsın 56 yıl geçmiş.Sonra sinemada altına kaçırırsın,Temizlemene yardım eden bir tek O'dur.İşte aşk budur evlat..(Six Feet Under S01E06)
BURSALI HAYVANSEVERLER 4 EKIMDE KENT MEYDANINDA:
Ramazan bitip ben de kitap okumaya tekrar başlayınca, bu konuda ahkâm kesebilme cüretini kendimde buldum yine :) Milletçe kitap okumuyoruz yeterince! Japonya'da bir kişi bir sene boyunca 25 kitap okurken, bu sayı bizde 0.2'nin altında. Yani 6 kişi toplasak 1 kitap okurlar senede. Karikatür de bunu müthiş anlatmış zaten.
Suppose you read four books a week every week for 70 years. Allowing for a day here and there where you’re unable to read, we can call that 200 books a year, and 14,000 books over the whole three score years and ten. It’s a lot of books. But relative to all the books there are, it’s a tiny, tiny fraction. According to the guy who manages the Google Books metadata team, at the latest count the books in the world now total 168,178,719. Your 14,000 books are just 0.008324477724 per cent of that. You can think of it as follows. Suppose all the books in the world made up a single calendar year, and you were reading through the pages of that year, cover to cover. Then, 14,000 books - and that’s going some - would only get you through the first 44 minutes of the year. There’d still be 364 days, 23 hours and 16 minutes that you hadn’t read. And if you get through fewer than 14,000 books in your lifetime, it will look even worse. Comforting in a way.
TV ekranlarında hep aynı haber: Cem Garipoğlu yakalandı
Eski Karım / Orhan VeliMarmara Bölgesinde etkili olan sel felaketinde zarar gören hayvanlara Osmangazi Belediyesi sahip çıktı. Selde etkilenen sahipsiz kalan ve yaralanan hayvanlar Türkiye'nin neresinden olursa olsun barınağa gönderilerek tedavileri ücretsiz olarak yapılacak. İmkanları ve teknik donanımı ile Türkiye'nin ilk ve tek barınağı olan Osmangazi Belediyesi Doğal Yaşam Merkezi şimdi de kapılarını sel felaketinde zarar görmüş hayvanlara açtı. Osmangazi Belediyesi Veteriner İşleri Müdür Veklili Dr. Aysu İlman, selden zarar gören sahipsiz kalan ve yaralanan hayvanların kendilerine gönderilmesini istedi. Türkiye'nin en modern tesislerinde hizmet verdiklerini belirten İlman, "Sel felaketinde yuvasız kalan, zarar gören ve bakıma muhtaç durumdaki tüm canlılara kapımız ardına kadar açıktır. Nereden olursa olsun mutlaka ulaşın. Hayvanlar burada kabul edilecek. Ve bakımları sonuna kadar yapılacaktır" diye konuştu.
***
Bursa Hakimiyet Gazetesindeki bu haber en azından yüreklere su serpti.. Yaralanan hayvanlar için de Bursa-Osmangazi Hayvan Barınağı'ndan daha olumlu bir yer daha yoktur Türkiye içinde.. Kalitesi su götürmez bu barınağın.. Hayvan dostları az da olsa nefeslensinler..
Dizi sezonu başladı ya, hanım kuruldu ekran başına bugün.. Dizisi Son Bahar vardı tabi, kaçırmaz.. Takılayım dedim yanında, ama dizi bana takıldı.. Klişe, klişe, klişe..
Son dönem klişelerinden aklımda kalanlar;
Son Bahar / Erkan Petekkaya: Genç, yakışıklı, holding sahibi zengin..
Kül ve Ateş / Serhat Tutumluer ve Erkan Bektaş: Genç, yakışıklı, zengin.. x 2
Kış Masalı / Cemal Hünal: Genç, yakışıklı, toprak zengini, ağa..
Unutulmaz / Serhan Yavaş: Genç, yakışıklı, holding sahibi zengin..
Binbir Gece / Halit Ergenç ve Tardu Flordun: Genç, yakışıklı, holding sahibi zengin.. x 2
Bir de bütün bunların özelliklerinin (genç/yakışıklı/zengin) yanına "ağa" sıfatı alanlar var ki bunların da normal ismi yoktur. Hasan, Hüseyin, Ali, Veli çıkmaz onlardan..
Memleket genelinde %0.001'den fazla kullanılan bir isim kullanılırsa ağalık ayağa düşer.
Zira ağanınkinin üstüne pokh olmaz;
Sıla / Mehmet Akif Alakurt (Boran Ağa)
Asmalı Konak / Özcan Deniz (Seymen Ağa)
Hayır yani kıskandığımdan değil kardeşim! Memleket meselesi olarak görüyorum ben..
Saf yurdum kızları bunları izleyip "hakkaten böyle (genç/yakışıklı/zengin) adamlar da varmıştır, bizim mahalledeki Mehmet'i napayım, işyerindeki memur Ahmet'i gtüme mi sokayım" diye diye evde kalmışlardır, yurdum delikanlıları da böylece duvara tırmanır olmuşlardır..
Zira bu (genç/yakışıklı/zengin) mandavalların dizilerde hiiiçççç zengin kızlarla işleri olmamıştır... Nerede köylü/mahalli/yerel/fakir/besleme kız varsa, hep onlara aşık olmuşlardır..
Yurdum külkedisi kızları da özenmekte, beyaz jeepli prensini beklemekte haklıdır..
Mutlak gelip bulacaktır onu beyaz jeepli prens.. Evde bulamasa, yolda yada semt pazarında üstüne su sıçratmak suretiyle özür dilemekle başlayacaktır aşkları..
Sonuç olarak; başlık paralı eski düzenin daha anlamlı olduğu varsayıyorum..
Başlık parası yüzünden evlenemeyen genç gurbete gider taş taşır para biriktirmeye çalışır, ekonomiye bir katkı sağlardı.. Ama şimdi sayısal lotodan başka umudu kalmadı..
Değerli bayan blogger!.. Bu bir futbol yazısı değil, bir aşk yazısıdır.. Okumadan kaçma!
Babanız, amcanız yada dayınız 60'lı yıllarda doğmuş ve adı Metin ise, yada Oktay ise, %90 bu muhteremdir isim sebebi..
Sadece para mıydı Galatasaray'dan onu ayırmaya yetmeyen? Hayır!
Florya'daki tesislere adı verilmişti, heykeli dikilmişti.. Hatta Kadıköy Belediyesi'ne bağlı Fenerbahçe Parkı'na bile Metin'in heykelini dikmesine izin vermişlerdi.. Hala orada Metin Oktay'ın heykeli var.. Heykelin dikilmesinden dolayı, o zamanki Fenerbahçeli yöneticiler "Şeref duyarız" demişlerdi.. Herkes seviyordu Metin'i. Bambaşka bir şey bu.. Taraflı-tarafsız aşk buydu işte!

Şöyle düşündüm: Metin Oktay marjinal planda nerede duruyor? Öyle bir uçta ona
nasıl bakabiliriz? Hemen bir sözcük geliyor aklıma: Adsızlık! Metin Oktay
adsızlığın büyük şiirini yaratarak en büyük ad oldu. Hiçbir büyük futbolcu bu
kadar ekip adamı olamaz. Yaratıcı, büyük, kulübünün tarihinde çıkardığı
çıkardığı bir beden zekâsını her an ayağının önünde bulan adam. Reha’nın
kopuşlarını. Bülent’in uzak şut güvencesini. Gündüz’ün yönetsel serinkanlılığını
da bulabilirsiniz onda. Ama, daha önemlisi, bir İsfendiyar’ın, bir Coşkun’un
ikincil katkılarını da dışlamadı. Böylece Galatasaray futbolcusunun portresi
ortaya çıkıyor: Ekip oyunu, ikincilin zaferi… Metin Oktay en büyük oyuncu olarak
ikincildir de. Sanırım başarısının anahtarı burda. Galatasaray gerçekliğinin
başlaması onun dönemine rastlıyor. Metin Oktay’ın bir özelliği de hiç şımarmamış
olması. O rolü yanında oynayan başka futbolculara da bıraktı. Metin’de bütün
büyük futbolcuların yanında kendisini daha büyük gösteren bir şey var. Nedir bu
acaba? Teknik mi, beden gücü mü, sezgi mi? Bütün bunlar birleşmiş onda. Ama aynı
özellikleri başka futbolcularda kolayca seçiyoruz. Sanırım asıl niteliği topla
buluşması. İcatçıdır bu konuda. Sevecendir. Şemsiyesini ne mi yaptı?
Fenerbahçe’ye attığı çok ünlü bir gol vardır. “Uçan Manda” olarak anılan
Özcan’ın beklediği kalenin ağlarını yırttı. Ayıp olmasın diye ve rakip takıma
bir cemile olarak şemsiyesiyle örttü orayı. Şemsiye’nin bugün hâlâ orda olduğu
söylenir.
Yağmurun sesine bak..
Cast:
ATV'de yeni bir dizi başladı.. Kış Masalı..
Sevgili Zeugma blogunda Cumhuriyet sucuklarını yazınca benim de aklıma Afyon anılarım geldi :) Bekarlık çağlarımda, ata sporumuz güreş ile iştigaldim nacizane..
Bana gelince.. Bana farklı muamele yapıldı. 2 gün içinde en az 3 kg almalıydım..
Afyon'un kaymağı, lokumu ve sucuğu meşhurdur. Otel aşçısına benim için verilen menü şöyleydi:
Sabah:
İştah açsın diye aç karnına bir arjantin bardak turşu suyu.
15 dk sonra:
Yarım kangal sucuk, 100 gram peynir, Çay, 300 gram lokum, Kaymaklı ekmek kadayıfı.
Saat 10:30:
1 bardak turşu suyu, 200 gram lokum.
Öğle:
1 bardak turşu suyu, Yarım kangal sucuk, Kola, Kaymaklı ekmek kadayıfı.
Akşam:
1 bardak turşu suyu, Tas kebabı, Pilav, Kola, Kaymaklı ekmek kadayıfı.
Saat 22:30:
Tost, Çay.
+
Antrenman yasak! Otel merdivenleri bile kullanılmayacak, asansör kullanılacak!
Evet, tam 3 gün boyunca aynen bu listeyi uyguladım.. İstisnasız..
Günde 4 bardak turşusuyu, 1 kangal Cumhuriyet sucuğu, 3 porsiyon kaymaklı ekmek kadayıfı.
Şaka gibi, ama değil!
Ve sonuç..



.jpg)